Kasım 12, 2009, Posted by ask_hamali at 13:06
Sorgulama
Her şeyi bilirim diyorsun amma
Birazcık sen seni biliyor musun?
Yemekte yatakta, sokakta, işte
Dünyanın tadını alıyor musun?
Sütün kaymaklı mı, suyun duru mu?
Sabunun sarı mı, kuzun kuru mu?
Hele bir tarif et genel durumu
Olanlardan memnun oluyor musun?
Sıcakta ciğeri pişeni anlat
Gölgede göbeği şişeni anlat
Menfaat ardından koşanı anlat
Haramdan hisseni alıyor musun?
Eski yurdun, eski köyün senin mi?
Başındaki kurtlu beyin senin mi?
Oynadığın [...]
Read More
Kasım 9, 2009, Posted by ask_hamali at 17:22
Dün Gece
Çelik testereyle kestim suları
Yıkadım duvara astım suları…
Düşümde düşüme girdim dün gece
Buluta yaslandım ışığı tuttum.
Seni hatırladım, seni unutdum
Kendimi kendime sordum dün gece
Topladım yolları eyledim yumak
Musalladan gayri görmedim durak…
Durmadan düşünüp durdum dün gece
Toprağı boyadım otlar ağladı
Oturdum Kalkmadım atlar ağladı…
Tuttum yorgunlğu yordum dün gece
Dertler gecikince gidip yokladım
Yırtık bohçalarda umut sakladım
Kırgınlık bağını kırdım dün gece
Şişelerde mahkum çiçek [...]
Read More
Kasım 9, 2009, Posted by ask_hamali at 06:08
Beklemek
Sarıca düzü’nde bir yığın toprak
Sulanır her sabah göz yaşlarımla
Mihriban, Mihriban uyan da bir bak!
Hasret düğüm düğüm ak saçlarımda
Ardıçlı ağaçlarda gene ay doğar…
Akasya gölgeleri delik – deşik…
Bir pınar ağlar sabahtan akşama dek
Yapraklar sallanır, ışıklar söner
Büyüdükçe büyür içimde bir dert
BEKLEMEK…
Abdurrahim Karakoç
Read More
Kasım 8, 2009, Posted by ask_hamali at 17:46
Gölge Oyunu
Ben avcı olurum, o ceylan olur
Kovalar dururum kendi gölgemi.
Umut toprak olur, dert zaman olur
İp takar sürürüm kendi gölgemi.
Her kuşluk vaktine, her ikindiye
Bölerim gölgemi üçe, ikiye
Eli boş bebekler oynasın diye
Armağan veririm kendi gölgemi.
Gölgemde bir değil bin yara kanar
Gölgeme değerse gölgeler yanar
Geceleri gölgem yollarda donar
Kar gibi kürürüm kendi gölgemi.
Soyunur aynalar ışıktan, renkten
Bazen akşamüstü, bazen çok [...]
Read More
Kasım 6, 2009, Posted by ask_hamali at 14:17
İncitme
Gölgesinde otur amma
Yaprak senden incinmesin.
Temizlen de gir mezara
Toprak senden incinmesin.
Yollar uzun, yollar ince
Yol kısalır aşk gelince
Yat kurban ol İsmail?ce
Bıçak senden incinmesin.
Burdayım de ararlarsa
Doğru söyle sorarlarsa
Tabutuna sararlarsa
Bayrak senden incinmesin.
İl göçsün göçtüğün vakit
Yol yansın geçtiğin vakit
Suyundan içtiğin vakit
Irmak senden incinmesin.
Toz konmasın sakın sana
Hakkı geçer halkın sana
Gücenmesin yakın sana
Uzak senden incinmesin.
Abdurrahim Karakoç
Read More